Viranşehir'de yemek mekanları ikiye ayrılır: bir tarafta "uzun akşam" tipi restoranlar — masaya oturduğun andan ayrıldığın ana kadar üç saatin geçmesi normal sayılır, garson seni dürtmez, hesabı sen istersen gelir. Öbür tarafta "hızlı geç" tipi mekanlar — siparişin kısa sürede gelir, yemek de aynı tempoda biter, kapıdan çıkarken bir sonraki müşteri zaten masaya oturmuştur. İkisi de aynı ilçede olabilir, ikisi de iyi olabilir, ama farklı kafalarla işletilirler ve farklı kafadaki müşteriyi karşılarlar.
Bu iki uç Viranşehir'de genellikle konuma göre belirleniyor: merkeze ve yoğun geçişe yakın yerler varsa "hızlı geç" lehinedir, çünkü trafik ve kalabalık insanları hızlandırır; sakin ara sokaklarda ya da mahalle içinde kalan yerler ise "uzun akşam" lehinedir, çünkü ortam oturma süresini doğal olarak uzatır. Viranşehir'de yemek yiyenler bu konumdan birinin daha baskın olduğunun farkına bile varmadan zaten yaşıyor.
Bunun sana faydası şu: hangi kafayla geldiğini önceden bilmek, doğru tipi seçmeni sağlar. İş yemeği için "uzun akşam" tipini, takım arkadaşıyla kısa bir öğle molası için "hızlı geç" tipini ayırmak hata payını sıfıra indirir. Yanlış mekana yanlış zihniyetle girersen, ya garson "siz yiyemediniz mi?" diye gelir, ya da uzun bir süre sonra hesap gelmediği için dolaylı yoldan "kalkın artık" mesajı alırsın.
İddialı sonuç: Viranşehir'de yemek sahnesini değerlendirmek için "kalite mi, fiyat mı" sorusu kadar — hatta daha çok — "ne kadar süre" sorusunu kafada netleştirmek gerekir. Süreyi karara koyan kişi, daha az pişman olur. Viranşehir bu basit ayrımı görene cömert, görmeyene cimridir.